394
Yakınımızda küçük bir patika var, eskiden dere yatağıymış, buralardaki birçoğu gibi. Arada sırada yürüyüşe çıktığımızda, güz aylarından birinde ya da baharda, hele de yağmur sonrasıysa, çok güzel manzaraların içinden geçiyoruz. Geçen gün ise etrafa baka baka yürümenin haricinde bir şey yaptık; biraz zeytin topladık.
395
Şaşkaloz köpeğimiz Cimbim’i de kattık önümüze. Tabii ki çok sevindi bu işe zira gün içinde çoğunlukla bağlı oluyor, yakınımızda yapılan kasıtlı hayvan zehirlenmeleri yüzünden özgürlüğünü gün içinde kısıtlamak zorunda kaldık. Kedilerle oynayıp, uzunca ipi sayesinde oraya buraya hareket edebilse de yine de koşup coşamıyor. Her gün çıktığımız bu tip yürüyüşler aslında bizden çok onun için.
396
Ve gelelim yürüyüşün bereketine… Yol boyunca, bir gün önceki yağmurun şiddetiyle dallarından kopup düşmüş siyahlı yeşilli zeytinler vardı. Şans diye buna denir!
397

393
Ege kıyılarında yağmur vardı bu haftasonu. Gökyüzünden damlalar şıpır şıpır damlarken biz içerlek yerlerde, odalarda, koltuk köşelerinde, masa başlarındaydık çoğunlukla. Pazar günü sabah sadece, kötü havaya inat, ne zamandır ekime hazırladığımız bostanın bir kısmına yeni tohumlar attık, fideler diktik.
Elimizin altındaki kitapların dışında iki derginin sayfalarını çokça karıştırdık bu günlerde; Gümüşlük Postası‘nın yeni sayısı ve şiir dergisi Ş.
Gümüşlük Postası’nı daha önceki yazılardan hatırlayanlarınız belki vardır; Bodrum’un Gümüşlük köyünde yaşayanların yazarlık yaptığı, imece usulü kotarılan ve bedelsiz dağıtan şahane bir yerel gazetedir kendisi. Bu sayısında Gümüşlüklü gençlerin sorunları, yazıları, hayalleri var. Ortadaki 2 sayfa ise her zamanki gibi buralı bir ailenin albümünden fotoğraflarla ayrılmış.
Ş ise şu 3 dosyaya yer ayırmış; derste yazmak, yeniden yazmak ve google şiir. Hepsini şaşkınlıkla, merakla ve takdirle okuduk. Derste yazmak dosyasındaki deneysel şiirler, Ege Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerindeki derslerde, duyulanların, raslantısal olarak kaydedilmesiyle oluşmuş. Ortaya çıkan dizeler gerçekten “güzel”.

392
391
390
389
388
387
GENETİĞİYLE OYNANMAMIŞ, YAŞADIĞI YERE EN İYİ UYUMU SAĞLAMIŞ VE BİR EKOSİSTEMİN PARÇASI OLAN  YEREL VE DOĞAL BİTKİLERİN TOHUMLARINI TOPLAYIN , SAKLAYIN VE EKİM ZAMANI GELDİĞİNDE YENİDEN TOPRAKLA BULUŞTURUN. GDO’LARA İNAT YEREL TOHUMLARINIZI SAHİPLENİN!

Yukarıdaki logoyu alıp kullanabilirsiniz; bloglarınıza ekleyip, facebook resmi yapmak serbest, ne kadar dolaşımda olursa o kadar iyi aslına bakarsanız.
Tohum pakedi için ihtiyacınız olan şablon ise sağ kolondaki “Alın-Kullanın-Yayın” albümünde. Oldukça kolay olan yapılışı ise şöyle:

Şablonu bastırın (A4 boyutundaki bir sayfaya iki adet şablon sığıyor)
En dıştaki çizgileri takip ederek kesin, noktalı kısımlardan katlayın ve alt kısmını zımbalayın. İçine şahane tohumlarınızı koyduktan sonra bitkinin adını ve kaynağını yazmayı unutmayın.

* burçe beril tuzcu’ya bize ilham verdiği için teşekkür etmek isteriz.

Yağmurun Sesine Bak

Kasım 3, 2009

380
Gümbürtülü, savruk, şiddetli… Akşamüstü başladı yağmur şimdi artık deli bir sağanak kıvamında. Gece boyunca hüküm süreceği belli ama sabah yerini güneşe bırakacak kadar da alçakgönüllü. Önümüzdeki birkaç gün içinde yazın kavurucu günlerinden beri bu damlaları bekleyen bütün yabani otlar, minik yapraklı nazenin bitkiler, sabırlı bir aşığın sevgilisine kavuşmasına benzer bir mutlulukla, parlayarak çıkacaklar topraktan.

Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” 26 Ekim 2009 günlü Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğe göre GDO’lu ürünlerin işlenmesi, ithalatı ve ihracatı yasallaşıyor.
Türkiye’deki Slow Food topluluklarından biri olan Fikir Sahibi Damaklar (www.fikirsahibidamaklar.org, www.fikirsahibidamaklar.blogspot.com) GDO ile ilgili bir kampanya başlatıyor. Hepinizi destek olmaya davet ediyoruz.
Hemen şimdi harekete geçmeliyiz, hep beraber; severek, bayılarak, mutlulukla yediklerinizi kaybetmek istemiyorsak… Üzerinde zeytinyağı gezdirilmiş mis kokulu pembe domatesler, yazın mangalda közlediğiniz patlıcanlar adına! Yemek zevkinden, beslenme hakkından olmak da ne demek!

383
Bu kavanozdakiler geçen hafta Gölköy’deki bir arkadaşımızın evinin bahçesindeki büyük zeytin ağacından toplanmıştı. Bugün baktık ki Aslı hiç vakit kaybetmeden hepsini çizip bu kocaman zeytinlerin acısını çıkarmaya başlamış bile. Hele bir olsunlar… Yakında iki tarif paylaşacağız sizinle: “zeytin nasıl yapılır” ve “şekersiz ayva reçeli olur mu?”

385
Cumartesileri Bodrum’dan sonra bu çevrenin en bereketlilerinden olan Turgutreis pazarının kurulur. Market alışverişinden kaçındığımızdan, kimyasal kullanmadan üretim yapan az sayıdaki çiftçinin ürünlerini, köylü teyzelerin topladığı mevsime özel otları ve bu yukarıdaki çintar mantarları gibi az rastlanan lezzetleri almak için bu pazara uğrarız her hafta. Pazar yolunu bisikletle katedip, etrafa baka baka, yağmur yağmışsa toprağın kokusunu içimize çeke çeke pedal çeviririz. Bir de giderken yanımızda kendi poşetlerimizi götürürüz ki poşet üretimimiz artmasın. Tezgahların çoğu bu durumu sevinerek karşılıyor hatta bazıları yıllık 1000 tl’lik poşet aldığını söyleyip herkesin kendi poşetini /çantasını getirirse üreticinin de bu masraftan kurtulacağını söyleyip bize teşekkür ediyor :)
384
Bisikletin arka tekerleğinin üzerine monte edilen bu heybeye de aldıklarımızı koyuyoruz, dönüşte taşıması çok pratik ve kolay oluyor. Peki bütün bu anlattıklarımızın başlıkla ne ilgisi var?
Şehirdeki yemek alışverişinin buradaki düzenden daha farklı olduğunu ve tüketilenlerin genellikle marketlerdeki paketli, plastikli, onlarca aşamadan geçerek raflara dizilmiş ürünler olduğunu biliyoruz. O yüzden bu yazıda şehirde yaşayanların doğal/organik ve taze besinlere nasıl ulaşabileceklerinden bahsedelim istedik.

Organik Pazarlar
İstanbul‘da 3 senedir kurulan, ekolojik ürünlerin satıldığı bir halk pazarı var. Bileni çok ama bahsetmemek de olmaz. Şişli’de yeri, Türkiye’nin her yerinden gelen çiftçiler, üreticiler, gönüllü gençlerle çok da şenlikli. Bu aydan itibaren pazarda naylon poşet yerine bez torba ve filelerin kullanılacağını da ekleyelim.  -buradan daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz-
Ankara‘da ise yaklaşık 2 senedir her pazar günü Ayrancı’da, organik ürünlerin/temizlik malzemelerinin ve daha başka birçok şeyin satıldığı bir pazar kuruluyor. Sıkı müdavimleri var.
Bursa‘da geçen seneden itibaren Nilüfer Belediye’sinin desteğiyşe bir organik pazar kuruluyor. Pazarın bu seneki yeri, Fatih Sultan Bulvarı’nda Akuğur’un yanındaki alan olucak.
Antalya da 2008′den beri her pazar organik pazarını açıyor. Cam Piramit’in bahçesinde kurulan pazarın arkasında Buğday Derneği ve Büyükşehir Belediyesi’nin desteği var. Kapsamlı bilgiler için buraya tıklayabilirsiniz.

Topluluk Destekli Bahçeler
Bu bahçeler üyelik sistemiyle çalışıyor. Üyelerin maddi katısıyla geniş bir arazide ekolojik yöntemlerle tarım yapılıyor ve hasat bölüşülüyor. Buna en güzel örnek Ankara‘daki Güneşköy Kooperatifi. 3 yıldır, yaklaşık 100 ailenin kapısına her hafta 8-10 kiloluk karışık sebze kutusu geliyor. Detaylı bilgiler için burayı tıklayabilirsiniz.

İnternet Alışverişi
Toprakana Türkiye’nin farklı yerlerinde doğal yöntemlerle üretilmiş ürünleri görüp sipariş verebileceğiniz, üreticilerle ilgili bilgiler de edinebileceğiz şahane bir web sitesi. Kastamonu’dan pekmez, Kars’tan kaşarpeyniri, Fethiye’den portakal reçeli… dahası için buraya bir göz atabilirsiniz.

386
Saksıdaki canım bitkilerimizi geçen sene kış kapıya dayanana kadar dışarıda tutmuştuk. O ara Bodrum’un üzerindeki bulutlardan üstümüze neredeyse hiç durmadan yağmur indiği için saksıdaki bitkilerimizin birçoğunun kökü çürümüştü.
Bu sene aynı hatayı tekrarlamamak için saksıların hepsini Ekim geldiğinde pencere önündeki güneşe hasret bırakmayacak yerlerine aldık.
Sizin de balkonda, kapı önünde bitkileriniz varsa içeriye almayı çok ertelemeyin zira her yerde çok yağmur yağıyor şu sıra…

Sonbaharın Hediyeleri

Ekim 30, 2009

Bir mevsimin bitip yenisinin gelmesiyle oluşan döngü her seferinde kendi hediyelerini de beraberinde getiriyor. Bu dönemlerin kendine has meyvesini sebzesini, yabani otunu kuşunu iyiden iyiye bekler olduk. Hangi ağacın narı daha lezzetlidir, küçük ötücü kuşların sevdiği yemişli ağaçlar nerededir, karıncalar ne zaman yuvalarında temizliğe başlar? biliyoruz artık. Bu sonbahar da bahçe ve bostanlarda son haftalarda yağan yağmurların da sayesinde çok bereketli ve hareketli geçiyor. Başrolde ise ayva, nar ve bergamut var.
382
378
379
Sizin en sevdiğiniz sonbahar meyvesi hangisi peki? Nereden alıyorsunuz bir de? Biz yarın pazar alışverişindeyiz. Bir sonraki yazıda pazar fotoğraflarını ekleyerek şehirde organik ve doğal ürünlere nasıl ulaşılabileceği üzerine yazacağız. Şimdiden iyi haftasonları!’

Kutlamak

Ekim 29, 2009

Kutlamak nedir? Mutluluğu, sevinci anmak, yeniden yaşamak değil mi? Bu eylemleri gerçekleştirmek için kilowatlarca elektrik harcamak gerekli mi peki? Bu akşam  televizyonda, İstanbul’daki havai fişek ve lazer şovlarını görünce bakakaldık. Onca yılda oluşmuş, binlerce canlıya ev olan ekosistemleri yoketmeyi göze alarak kurulan santrallerin ürettiği elektrik, bugün İstanbul boğazındaki yarım saatte havaya harcanıyor. İnanılmaz…
Cumhuriyet kelimesinin anlamı, “milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi”dir. Bu akşam izlediklerimiz ise yönetimdekilerin milletin gözünü boyamak için lazerleri aracı ettiği bir gösteriden başka bir şey değil. Ne yazık…
Topraklar ve doğal kaynaklar özelleştirilip, yabancı endüstrilerce kirletilirken, insanlar kendi besinini üretemez hale geldiğinden şehirlere zorunlu olarak göç edip, inanılmaz koşullarda yaşama mücadelesi verirken egemenliği elinde tutan bir millet olduğumuzu söylemek, bugün bu şartlarda bir bağımsızlık, özgürlük, kendi kendine yetme halinin kutlamasını yaptığımızı düşünmek gerçekten çok zor…