Slow Food ile Tanışmamızın Hikayesi

Mart 23, 2009

912008 yılının Haziran ayında İstanbul’dan başlayan ve Ağustos sonlarında Barcelona’da sona eren bir bisiklet turu yapmıştım. Bu kolay söze gelmeyen yolculuğun sonlarına doğru, yani Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Almanya ve İsviçre’yi geçip Fransa’nın da ortasından Akdeniz sahilinin sonuna kadar olan mesafeyi de katettikten sonra Pirenelerin eteğinde, İspanya sınırının kıyısında küçük bir kasaba olan Banyuls-Sur-Mer’e geldim. Saat öğleden sonra 12 civarıydı, güneş inanılmaz yakıyordu, karnım çok açtı fakat önümdeki harita İspanya’ya varmak için tek seçeneğin Pirenelerin içine oyulmuş oldukça uzun ve çok şeritli bir tünelden geçmek olduğunu söylüyordu. Bu tünelden geçmek pek olacak iş değildi.
Bu yüzden kasaba postanesinin önündeki meydanda biraz düşünüp, soluklanmak için durdum. Kasketli, esmer bir genç adamdan (yukarıdaki fotoğrafta, soldaki) bisikletime göz kulak olmasını rica ettim ve birşeyler almak için küçük bir markete girdim.
Marketden biraz domates, peynir, biber, yandaki fırından da ekmek aldım ve postanenin önündeki meydana geri döndüm. Öğlen yemeğimi önümdeki haritaya umutsuzca bakarak mideye indirirken, gerçekten bulunduğum noktada bütün ara yolların bittiğini farkettim; İspanya’ya ulaşan tek karayolu Pirenelerin içinden geçen, dört şeritli bir otoyoldan farkı olmayan bir tüneldi. Benim amacımsa eskiden hırsız ve kaçakçıların kullandığı ve Pirenelerin içinden değil üzerinden geçen eski yolu bulup, yolculuğuma bu yüksek noktayı da ekleyerek devam etmekti. Gelgelelim turist ofisi bu yolun tehlikeli, güvensiz ve kapalı olduğunun altını ısrarla çizip, beni trenle İspanya’ya geçmem konusunda ikna etti. Ben de gönülsüzce verilen bileti aldım ve öğlen yemeği yiyip, fazla eşyalarımı (her ülke geçisinde yaptığım gibi) postayla Türkiye’ye gönderip, trene biniş zamanı gelene kadar postane meydanında biraz vakit öldürmeye başladım.
92
Akdeniz kıyısındaki bu küçük ve canlı kasabada öğle vakti dinleniyor olmak çok keyifli olsa da aslında durumdan hiç de hoşnut değildim; onca yolu ve zorluğu aştıktan sonra turist ofisinin ısrarıyla Pirenelerden vazgeçmeyi ve en fazla 30 km’lik mesafe için trene binmeyi kendime yediremiyordum. İşte böyle bir noktada, öylece dururken, oturduğum taş duvarın devamında kavun, şarap ve peynirle öğlen yemeğini yemekte olan, biraz önce bisikletime gözkulak olmuş kasketliden bir soru geldi: “nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?”
Slow Food ile tanışmamız işte bu soru vesilesiyle oldu.  Ben Manuel’e cevap verirken treni kaçırdım, daveti üzerine Akdeniz’e Pirenelerin eteklerinden bakan 5 hektarlık muhteşem bir organik üzüm bağında 4 gün geçirdim ve ona bütün yol hikayemi anlattım. Manuel de bana bir akademisyenken neden aynı zamanda çiftçilik yaptığını anlattı,  Slow Food hareketinin aktif bir üyesi olduğundan bahsetti ve bana kendi bağının hemen yakınından geçen ve İspanya’ya varan küçük dağ yolunu gösterdi. Bu 4 gün boyunca  Manuel’in elleriyle yaptığı organik şarabı içtim, diğer üreticilerle tanıştım ve bu bisiklet yolculuğunun sonunda yapacağım şeylerden birinin ne olacağını sezer gibi oldum.
Bu 4 günü sonunda, Ağustos sıcağında yavaş yavaş Pirenelerin dik ve kıvrımlı yokuşlarını tırmanırken trene binmediğim için  öyle mutluydum ki, o sırada fotoğrafım çekilseydi gülümsüyor olarak çıkacağıma eminim. Yokuşların sonuna gelip de Akdeniz’in ufka doğru mora çalan mavisine baktığımda aynı bu yazıyı yazarken gözümü kapatıp Slow Food Revolution‘ın Türkçe’sinin Sinek Sekiz Yayınları’ndan çıktığını hayal ettiğimdeki mutluluğa benzer bir şeyler hissediyordum.
İşte böyle.. Bunlar çok kolay dile gelen şeyler değil. O yüzden şimdilik bir yayınevi yönetmeninin yayınlamak istediği kitapla tanışmasının macerası olarak kalsın bir kenarda..

Reklamlar

One Response to “Slow Food ile Tanışmamızın Hikayesi”

  1. Bilgi Says:

    İşte tam, hayatın akışına kendini bırakma hali. Ve sonuç harika.
    Müptelası oldum ben bu hikayelerin…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: