İstanbul’da 5 Gün: Gıdanın Geleceği Konferansı

Haziran 2, 2009

181
Geçen hafta bugün, önem verdiğimiz bir konferansa dinleyici olarak katılmak üzere Bodrum’dan İstanbul’a gitmiştik. Bir süredir yazamamış olmamız bu sebepten. Umarız web günlüğümüzün takipçileri bu araya bozulmamışlardır..  Ne zaman İstanbul’a gitsek benzer duygulara kapılıyoruz, karmaşa ve keşmekeşin içinde duyarsızlaşmış  insan yığınlarının arasında hareket etmeye çalışırken yoruluyoruz. Bu yüzden konferansta motive olup, ne zamandır göremediğimiz dostlarla neşelensek de İstanbul’dayken yazmaya ne vakit ne enerji bulabildik.
5 günün sonunda neyse ki artık masamızın başında, bostanımızın yanındayız. Kafamız dingin, söyleceklerimiz dilimizin ucunda.
180
27-28 Mayıs günlerinde Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tarihi saatli binada gerçekleşti Gıdanın Geleceği Konferansı. Öncesinde duyurulduğunun tersine Carlo Petrini ve Vandana Shiva yoktu konuşmacılar arasında. Kitaplarını çevirdiğimiz yazarlarla tanışma, iki çift laf etme şansı bulamamamıza üzüldük ama diğer konukların birbirinden önemli konulardaki konuşmaları bu açığı ziyadesiyle kapadı. Açılışı Abdullah Aysu yaptı, kısaca neden endüstriyel tarıma değil de bilge köylülerin tarım yöntemlerine ihtiyacımız olduğunu anlattı çok sade bir dille. Bir kelebek kanat çırpar okyanus dalgalanır dedi, zihnimize kazıdık. Bu kadar mı güzel anlatılır herşeyin birbiriyle olan bağlantısı..
Neşe Hoca, yürüttükleri Meyve Mirası projesinden bahsetti, Muğla’nın yerli meyvelerinin veritabanının çıkartıldığı proje kültürel miras ve yerel biyoçeşitlilikle doğrudan bağlantılı olduğu için can kulağıyla dinledik. Bodrum’un, civar köylerin bahçelerinin, kasketli amcalarının, güleryüzlü teyzelerinin duvarda yansıyan fotoğralarına baktık. O anda toprağımızı özledik, aklımıza bahçemizdeki dutlar, bereketli erik ağacı, toplanmaya hazır buğdaylar geldi.
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın’ın tarım politikalarıyla ilgili söyledikleriyle ise dehşete kapıldık; bu dünyada yaşayan bütün canlıların yaşamını sürdürmesi için gerekli gıdayı üretmesi ve ulaşması hakkının nasıl adım adım elimizden kayıp gittini bu kadar açık yüreklilikle anlattığı için kendisine minnet duyduk.
Konferansın düzenleyecileri olan GDO’ya Hayır Platformu, Slow Food Türkiye ve Boğaziçi Çevre Bilimleri‘ni büyük harflerle yazıyorlar, biz de burada tekrarlayalım: Sağlıklı gıda ve sağlıklı tarımsal üretim sistemleri doğal yaşamın ve biyoçeşitliliğin korunmasına bağlıdır. Endüstriyel tarım, iddia edildiği gibi dünyanın yiyecek ihtiyacını karşılamanın tek yolu olmadığı gibi, ekolojik dengeleri bozarak, yiyecek kalitesini düşürerek insan sağlığını olumsuz etkilemekte, insanlık ve dünyanın doğal dengesi üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun için siz de minik adımlar atın, korkuyla değil, toprağa, yaprağa, çiçek açana dokunmanın vereceği neşeyi duyumsayarak, zevkle, mutlulukla.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: