Yeşil Gündem’de Söyleşi

Temmuz 29, 2009


Yeşil Gündem
 üzerinden Türkiye ve dünyanın çevre gündemine dair haberler veren Barış Gençer Baykan bizimle bir e-söyleşi yaptı geçenlerde. Buradan söyleşiye ve sitede yer alan diğer haberlere bir göz atabilirsiniz. Üşengeçler aşağıdan okumaya devam etsin:

– Sinek Sekiz Yayınevi’nın nasıl ortaya çıktığını ve geliştiğini anlatır mısınız.
Şu anda yayıma hazırlanmakta olan kitapların çoğunu yayınevini kurmadan önce okumuş ve edindiğimiz bilgilerin hayatımıza getirdiği olumlu değişiklikleri tecrübe etmiştik. Yabancı dillerde yazılmış olan içeriğin başkaları için de gerekli olabileceğini hissettiğimiz için küçük ve bağımsız bir yayınevi kurmaya karar verdik. 2008’in Eylül ayından beri Ekoloji ve Go literatüründeki önemli eserlerin okuyucusuna ulaşmasına aracı olmaya çalışmaktayız.       

– Ekoloji üzerine yayınlar yapmak  zorlu bir iş. Sinek Sekiz Yayınevi bu zorlukları nasıl aşacak? Ele aldığımız konunun yayıncılığı zorlaştıracak özel bir yanı olduğunu düşünmüyoruz. Hatta bu konuda Türkçe’de çok az kaynak olması bir avantaj olarak bile görülebilir. Benzer bir durum Go oyunyla ilgili kitapları için de geçerli. Kökeni 4000 yıl öncesine ve uzakdoğuya uzanan Go, ülkemizde de yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe, iyi oyunculara, bir derneğe ve düzenli yapılan turnuvalar sahip. Fakat gelin görün ki oyuncuların kendilerini geliştirmeleri için başvurabilecekleri kaynaklar nerdeyse yok denecek kadar az. Bu noktada karşı karşıya olduğumuz asıl zorluğun, yayın yapacağımız konulardan çok büyük yayıncılık ve dağıtım ağlarının yanında küçük ve bağımsız olarak varolmaya devam edebilmekle ilgili olduğunu söyleyemek gerek. Bunun üstesinden ise ancak kitaplarımızın içerdiği bilgiye ihtiyacı olan okuyucuların desteğiyle gelmek mümkün.

 – Ekoloji dizinizin ilk kitaplarının konuları neler olacak?
Yayın hakkını aldığımız ve “Ekoloji” başlığı altında topladığımız 7 kitabımız var. Farklı konulara yoğunlaşmış ama aynı zamanda birbirini tamamlayan ve okuyuculara doğayla beraber kendi yaşamlarını da sürdürülebilir kılmanın bilgisini veren kitaplar bunlar. Kitapların her biri çevreyle ilgili konularda aktif olarak çalışan ve  bu konuları toplumsal, politik bir düzlem  içinde, geniş bir bakış açısıyla değerlendiren  yazarlara ait.
En genel haliyle kitaplarımızın  sürdürülebilirlik, tarım ve gıda politikaları, yemek kültürü, yerelliğin ve biyoçeşitliliğin korunması gibi konuları ele aldığını söyleyebiliriz. Yayın listemizi oluşturan  kitaplar ve yazarlar ise şunlar:
Permakültüre Giriş, Bill Mollison,
Şehir Yaşamı için Sürdülebilirlik Kılavuzu, Scott Kellog & Stacy Pettigrew
Slow Food Devrimi, Carlo Petrini,
Ekoloji; Bir Cep Rehberi, Ernest Callenbach
Petrol Değil Toprak, Vandana Shiva,
İyinin Yanında, Vandana Shiva,
Vandana Shiva’nın editörlüğünde Tarım ve Gıda üzerine Manifestolar.
Permakültüre Giriş
insanların doğal kaynakları tüketmeyen, dolayısıyla sürdürülebilir olan bir yaşam sistemini  nasıl geliştirilebileceklerine dair temel bilgileri içeriyor. Şehir Yaşamı için Sürdülebilirlik Kılavuzu’nun yazarları ise Bill Mollison’ın temel kavramları üzerinden giderek şehir yaşamında ne gibi stratejiler geliştirilebileceğinin üzerinde duruyorlar. Ekoloji ise sürdürülebilirlik, organik, biyoçeşitlilik, ekosistem gibi çokça kullandığımız birçok kavramı teker teker, çok basit bir dille açıklayan temel bir kaynak, bir cep rehberi. Carlo Petrini’nin kaleme aldığı Slow Food Devrimi ise şu sıralar adı ülkemizde de sıkça geçmeye başlayan  slow food  kavramının  nasıl bir eko-gastronomi hareketine dönüştüğünü anlatan  ve  gıdanın onu üreten  insanlarla beraber  tarımsal kaynaklardan bağımısız ele alınamayacağının altını çizen, şehirdeki tüketicilerin de biyoçeşitliliğin korunmasında en az  üreticiler kadar önemli olduğunu gösteren bir kitap.  Petrol Değil Toprak’ta, dünyaca ünlü aktivist Vandana Shiva, büyük şirketlerin petrol politikalarının arka planını ve 21. yüzyılda neden  herkesin toprağı ve küçük çiftçi tarımını savunması gerektiğini anlatıyor.  İyinin Yanında ise yazarın tanınan bir kuantum fizikçisinden çevre mücadelelerine yeni bakış açıları getiren bir aktiviste dönüşmesinin yazıya döküldüğü bir özyaşam  hikayesi. Tarım ve Gıda Üzerine Manifestolar ise aralarında Vandana Shiva ve Carlo Petrini’nin de olduğu birçok yazarın konuyla ilgili fikirlerini özetleyen  toplama bir eser.

– İlk etapta çeviri kitaplar yayınlayacaksınız. Peki telif kitapları da düşünüyor musunuz?
Bu soruda küçük bir parantez açmak  isteriz iznizle. Yabancı bir yayınevinden çıkmış kitapları Türkçe’ye çevirip yayınlamak için istediğiniz kitabın  haklarını elinde bulunduran yayınevine bir telif ücreti ödersiniz. Fakat  aynı şekilde daha önce yayınlanmamış bir kitabın  ilk yayıncısı olmak istediğinizde de o kitabı var edenlere (yazar, çizer, fotoğrafçı, vs)  telif ödersiniz. Bu anlamda çeviri olsun olmasın, yaratıcısı belli olan bütün eserlerin genellikle belirli telifleri vardır. Sizin bu soruda kastettiğiniz ise zannedersem halihazırda Türkçe çevirisini üstlendiklerimiz haricinde, ana dili Türkçe olan  kitaplar yayınlamakla ilgili fikrimizi öğrenmek ve aslına bakarsanız bu  üzerinde durduğumuz bir konu.
Yabancı dilde yazılmış ve yayınlanmış bir kitabı Türkçe’ye kazandırmak, uzaktaki sesleri burada da duyulur kılmak anlamında oldukça önemli bir sorumluluk. Ekoloji ana başlığında topladığımız ve yayınlamayı üstlendiğimiz kitapları, içerdikleri bakış açısına olan  ihtiyaca inandığımız  için yayına hazırlamaktayız. Şu an için Avustralyalı yazar Bill Mollison’ın Permakültür’e Giriş adlı eserini,  İtalyan Carlo Petrini’nin “Slow Food  Devrimi”ni, Hintli aktivist Vandana Shiva’nın  hayatının ve biyoçeşitlilik mücadelesinin hikayesi olan “İyilerin Yanında”yı ve ekoloji literatürü için çok önemli olan  bir önceki soruda saydığımız diğer   kitapları Türkçeye kazandırmak için aracılık ediyoruz.
Ama bunun yanında Türkiye’de çevre, tarım, sürdürülebilirlik konularında yapılmakta olan çalışmaların da yazılı hale gelmesine aracılık etmeyi yürekten  istiyoruz. Bu konuda şu an fikir aşamasında olan kitap projeleri var, zamanla onlara da hayat vermeyi umuyoruz.   

– Kitaplar  okuyucularla ne zaman buluşacak?
Kitaplarımız şu an yayına hazırlanma  aşamasında, bazılarının çeviri ve düzeltileri bitti, bazılarının  ise çevirileri sürmekte. Kesin bir tarih vermemiz şu an  için doğru olmaz ama en geç 2010 yazında kitaplarımızı rafa çıkarmış olacağız.

– Hedef kitleniz kimlerdir? Blogunuzu okurlarla iletişim için nasıl kullanacaksınız?
Sinek Sekiz Yayınevi’ni kurduktan kısa bir süre sonra internet üzerinde yayımladığımız bir günlük tutmaya başladık. Bunu yaparken özel bir hedefimiz yoktu; etrafımızda olup bitenleri ve yayına hazırlamakta olduğumuz  kitaplardan öğrenip uygulamaya geçirdiğimiz şeyleri yakınımızda olmayanlarla paylaşmak için bir istek duyuyorduk, böylece yazmaya başladık. 5 ay gibi kısa bir sürede bu günlük, yaşayan bir alana dönüştü, takipçileriyle aramızda şimdiden organik bağlar kuruldu, karşılıklı olarak birbirimizden birçok şey öğrendik. Bu durum bizi mutlu ediyor, çalışmamıza motivasyon sağlıyor, bir aksilik çıkmadıkça da bu iletişimi sürdürmeye devam edeceğiz.
‘Hedef kitlesi’ ise tercih ettiğimiz kelimeler değil açıkcası. Hedeflediğimiz kitleler yok, inandığımız kitapları hakkını vererek okuyucularına ulaştırmak için uğraşıyoruz. Eğer kitaplarımız kaynak eksikliği olan çok önemli bir alandaki boşluluğu biraz olsun doldursa ne mutlu bize.   

– Yayınevi dışındaki faaliyetleriniz nelerdir?
Kağıtla, yazıyla, baskıyla uğraşmaktan zevk alıyoruz. Bunları içeren faaliyetlerin her zaman kitap olması gerekmiyor. El yapımı defterler de üretiyoruz, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi gibi, Meyve Mirası gibi çalışmalara da  basılı malzeme anlamında destek veriyoruz. Birkaç hafta önce, Slow Food’un  içerdiği adil, iyi, temiz gıda konularında bilinçliliği arttırmak için çalışan gençlerin yazılarının yer aldığı bir fanzinin tasarımını yaptık. Bu fanzini Slow Food Gençlik Gıda Hareketi gönüllüleri İstanbul’da kurulan ekolojik pazarın 3.yıldönümünde ücretsiz olarak dağıttılar. Meyve Mirası ise Muğla yöresinin hızla azalan  yerel meyve çeşitliliğini saptamayı, korumayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş bir proje. Proje kapsamında Muğla yöresinin kültürel mirası kabul edilen meyvelerle ilgili bir veritabanı oluşturuluyor. Aynı zamanda kaybolmakta olan bu meyvelerin ve diğer birçok yerel tarımsal zenginliğin Bodrum pazarında kurulan bir tezgahta yeniden  dolaşıma girmesi, bunları üreten köylülerin desteklenmesi, dolayısıyla da üretimlerine devam etmeleri sağlanmaya çalışılıyor. Meyve Mirası’nın  pazar tezgahındaki ürünlerin tanıtıcı etiketlerini, çalışmayla ilgili bilgilendirici broşür ve posterin tasarımını yaparak biz de bu anlamlı projeye destek olmaya çalışıyoruz.

– Turgutreis’te nasıl bir yaşam ve çalışma düzeni yürütüyorsunuz?
Yayınevinin Ankara’da bir çalışma mekanı var ama biz çoğunlukla şehir dışında olmayı tercih ediyoruz. Turgutreis’in merkezinden uzakta, geniş bir mandalina bahçesinin içinde küçük bir evde yaşıyoruz. Toprağa yakın, doğanın döngüleri içinde olmak, kendi besinimizi üretmek sakin ve düzenli bir şekilde yaşayıp çalışmamızı sağlıyor. Aslında bu konuda en iyi fikri https://sineksekiz.wordpress.com/ adresindeki yazı ve fotoğraflar verecektir.

– Teşekkür ederim.
Çalışmalarımızı anlatma fırsatı verdiğiniz için biz teşekkür ederiz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: