IMF ve Dünya Bankası Toplantısının Ardından

Ekim 10, 2009

352
İstanbul’da yapılan IMF ve Dünya Bankası toplantısı bitti, alınan kararlar ve bunların yaşama ne gibi etkilerinin olacağı ile ilgili açıklamalar yerine çoğunlukla, bu toplantıyı protesto edenlerle ilgili haberler yer aldı basınımızda. Bu gözden kaçan ve hepimizin hayatını ilgilendiren konuyla ilgili olarak Doğa Derneği başkanı Güven Eken‘in söyledikleri çok anlamlı olduğu için alıntılamak ve burada bir kez daha yayınlamak istiyoruz: (fotoğraf: Çağla Ağırgöl, Bia.net)

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, İstanbul’daki IMF toplantısında birinci senaryonun gerçekleşmesi için bir dizi fikir ortaya attı. Bu fikirler arasında “sorumlu kürselleşme” tabiri de yer alıyor.
Demek ki Zoellick, IMF ve Dünya Bankası’nın başını çektiği küreselleşmenin bu güne kadar “sorumsuz” olduğunu açıkça kabul ediyor. Bunu kabul ettikten sonra da, pek çok şirketin yaptığı gibi kendisine sosyal sorumluluk projeleri arıyor. Zoellick, konuşmanın devamında, bu küresel sosyal sorumluluk projesi hakkında ipuçları da veriyor: “Krizden olmusuz etkilenen en fakir ülkeleri koruma altına almak”.
Zoellick’in, IMF’in ve diğer küresel aktörlerin göremediği ise şu: Kökteki sorun dünyanın bazı ülkelerinin çok fakir olması değil. Tam tersine, dünyanın bazı ülkelerinin aşırı zengin olması. Bu zenginlik düzeyini sürdürmek için, her türlü haksızlığa göz yumması, çeşitli bahanelerle bu haksızlıkları meşru kılması. En başta da, “doğa hakkını” tanımaması. Dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini, bu zenginliği kullanan tüm canlılarla birlikte geri dönüşsüz yok etmesi. Ülkelerin, doğadan aldığını yerine koymak gibi bir çaba içine girmemesi.
Bir gün, o günün IMF ve Dünya Bankası yetkililerinden şu sözleri duymayı istiyorum:
Dünyanın bütün ülkeleri, “doğa hakkını” tanımalıdır. Doğadaki tüm varlıkların haklarını onlara iade etmeden, ne yerel, ne ulusal, ne de küresel ölçekteki ekonomik sorunlarımızı çözmek mümkün olmayacaktır. Çünkü insan varlığı ve ekonomik faaliyetleri, herşeyden çok doğadan aldığımız kaynaklara bağımlıdır. Toprağa, suya ve havaya ve bu kaynakları kullanan diğer tüm canlılara haklarını iade etmeden, insan refahını da tam olarak sağlayamayacağız. İnsanlık, insan haklarını kabul ederek sınırlarını çizdiği küresel adalet anlayışını, “doğa hakkını” tanıyarak evrenselleştirmelidir.
İşte ancak böyle bir konuşma yapıldığı anda, dışarıda insanlar yaralanmaz. İçerde konuşanların onuru, sokakta eylem yapanların yaşamı ve tümüne can veren doğanın kadim dengesi ayaklar altında kalmaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: