‘Duvarlar İnşaa Edenler O Duvarların Mahkumlarıdır’

Ağustos 24, 2010

Dama çıkıp doğu yönüne baktığımızda bu manzarayı görüyoruz, yaklaşık 1 haftadır…


Tam tersi yöne, batıya baktığımızda ise karşımızda böyle bir görüntü var, yıllardır..
Bu fotoğraf da aşağıdan, odanın penceresinden bakınca gözüken…
Aynı noktadan 180 derece dönünce önümüzde  duransa böyle bir şey…

Biz ise bu iki farklı manzarayı yaratan sistemin tam ortasında, iki farklı kişiye ait olan iki farklı arazinin sınırındaki taş evde duruyoruz… Her ikisine de eşit mesafeden bakabiliyoruz bu yüzden. Ve durduğumuz noktadan görünen şu anda dünyanın her yerinde olan biten çevresel, toplumsal bozulmanın bir benzeri aslında…
Arkamızdaki inşaat alanı daha bir sene öncesine kadar etrafındaki ekosistemin bir parçası olan, ondan ayırtedilemeyen bir mandalina bahçesiydi. Mandalina ağaçlarının üzerinde neşeli sesleri bize ulaşan kuşlar tünerdi. Yoğurt aldığımız dayı ineklerini bu bahçenin otlarıyla beslerdi, ineğini buradaki ağaçlardan birinin gölgesine bağlayıp bizimle sohbet etmeye gelirdi. Bu arazinin sahibini ilk defa geçen sene Ağustos ayında, sakin bir pazar gününü mahfeden motorlu testere sesiyle tanıdık. Neredeyse 30 yıldır yaşayan, capcanlı onlarca ağacı bir çırpıda kesti. İçindeki kini, nefreti, bilumum kötülüğü kuşlar yere düşen yuvalarla farketti, hepsi çekip gitti. Adam da gitti. Ve bunun üzerinden tam bir sene geçti. O günün kötü anısını bloga şöyle not almıştık: https://sineksekiz.wordpress.com/2009/08/22/mandalinlerini-kesen-adam/

Hikayeyi ise sonradan öğrendik: ağaçları kesen arazinin sahibi olan adamın bir karısı ve çocukları varmış. Ailesine kötü davrandığı ve eziyet ettiği bilinir, çevresine de benzer şekilde davrandığı için köyde sevilmezmiş. Zaman içinde ailesini terketmiş ve başka bir kadınla beraber yaşamaya başlamış, bir sebeple de malını mülkünü bu hanımın üzerine yapmış. Fakat bu kadın ölmüş, kendi öz çocukları da bunun üzerine miras davası açmışlar. Adamın ağaçları kesmeye geldiği gün, miras davasını kaybettiği, arazisinin çocuklarına kaldığını öğrendiği günmüş. Arazi onlara geçmeden bütün yokedici nefretini ağaçlardan çıkarmış meğer… Çocuklar davaya bakan avukata verecek paraları olmadığı için, yaptığı iş karşılığında avukata bu arsayı yok pahasına vermişler. Avukat da araziyi 20 katına, ne idüğü belirsiz bir firmaya satmış. İşte bu firmanın adamları şu anda arkamızda inşaat halindeler. Otobüs garajı yapacaklarını söylüyorlar, sorularımıza cevap vermekten kaçınıyorlar.

İnşaatın başlangıcından beri bir SINIR mevzusudur gidiyor. Yeni arazi sahipleri sınırlarını belirlemeye ve başkalarına da bu sınırın geçilemez olduğunu göstermeye çalışıyorlar. Arazinin komşu olduğu diğer alanlarla sınırını belirleyen, burada adına ‘beki’ denen yığma taş üzeri kuru dal ve çalılarda oluşan doğal sınırları yerle bir edip yerine dikenli teller koyuyorlar. Doğa düzgün bir hat üzerinde ilerlemez, organik formlar yaratır. Bu yüzden kadastrodan gördükleri kendilerine ait olan sınırı ihlal eden, o sınıra doğru büyümüş, dalını, kökünü uzatmış ne varsa hepsini söküp atıyorlar.
Doğayı ve onun tüm canlılara ait olan yaratısını yokederek yerine kendi mülkünü ve onun sınırlarını koymaya çalışan insanoğlunun hikayesi… Bunu en iyi URSULA K.LE GUIN, Türkçe’ye şahane bir çeviriyle kazandırılmış başyapıtı Mülksüzler‘de anlatır. Le Guin ‘Duvarlar inşaa edenler o duvarların mahkumlarıdır‘ diye yazar.

Bunları size aktarmak için klavyenin tuşlarına basarken, masanın üzerinde sadece kağıdın üzerine basılmış kelimelerden ibaret olsa da duvarların yapıldığı kazıklardan çok daha sağlam olan bir kitap duruyor. Arkadan ise delme, kesme, koparma, eğip bükme, yolma, kazma sesleri geliyor…

7 Responses to “‘Duvarlar İnşaa Edenler O Duvarların Mahkumlarıdır’”

  1. aslı Says:

    o haa!!!! bu mudur yani.. inanamıyorum. güzelim mandalina bahçesi ne hale gelmiş :(

  2. meyvelitepe Says:

    Bunu okuyunca çok, ama çok üzüldüm. Bazen makineleriyle ya buraya da gelirlerse diye korkup durduğum kabus adamlar ne yazık ki sizin oradalarmış.


  3. Yıllar önce Turgutreis’in arka taraflarındaki mandalina bahçeleri arasında bedava sayılacak bir fiyata 3000 m2 bir mandalina bahçesi bulmuş ama sahibinin son anda cayması nedeniyle alamamıştık. Ama bu arada belediyeden bu bölgenin “özel tarım alanı” nedeniyle koruma altında olduğunu da öğrenmiştik. İşte bizim korumamız bu kadar. Çok üzücü bir durum…

  4. fatma karataş Says:

    Çok üzüldüm çok.Ama merak ettim siz kadıkalesi yolunda v.t ilköğretim okulunun karşısındamı oturuyorsunuz .Bugün oradan geçtim de çirkin manzarayı orada gördüm . Daha önceki yayınladığınız resimdeki evinizede çok benzettim özellikle mavi boyalı teneke saksıları.Yoksa ben mi yanılıyorum ..Maalesef Turgutresin her yerini belediye kendi yandaşlarına peşkeş çekmiş , son olaylardan da anlaşılacağı üzere .Atı alan üsküdar ı geçmiş. Çok üzücü çok .İleride yerli halk kendi sattığı yerlerdeki sitelerde bekçi olarak çalışırsa hiç
    şaşırmam…

  5. sineksekiz Says:

    Ne kadar iyi bir gözlemcisiniz Fatma hanım. Ne yazık ki tastamam doğru, hem söyledikleriniz hem de tespitiniz…

  6. aysun Says:

    çok üzüldüm…

  7. Banu Says:

    Yüreğim sızladı. İnsanoğlu asla inasn olamayacak galiba. Bu doğaya fazla geliyoruz. Bu doğaya ait değiliz. Olsak bunu yapar mıydık? bu nasıl bir kötü ruh ki hiç iflah olmuyor! Gerçekten yüreğim sızlıyor.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: