Büyükada’da Atlar, İnekler ve Taze Süt

Aralık 8, 2010

Sabah erken saatte uyandık. Hava apaçık, deniz mavi, gök iki ton açık, İstanbul’un üzerinde ise her zamanki gibi gri bir katman var. Kahvaltımızı koltuk kadar rahat hem de manzaralı bir kayanın üzerinde yapacağız; bu yüzden domatesli, taze soğanlı, peynirli, zeytinyağlı sandviçlerimizi de çabucak hazırladık ve yeni evimizin beyaz boyalı demir kapısını açıp güzelim bir güne yürüyüşle başladık.
Önümüzden güneye doğru devam edince Büyükada’nın arkasında doğru uzanan güzel bir patika başlıyor. Patikanın solu yüksek çamlar ve yol boyu yabani yeşillikler… Sağ tarafta ise kuşbakışı şahane bir deniz manzarası… Yol üzerinde bu fotoğraftaki gibi birkaç güzel ahşap konak da var.
Ama yolun en güzel sürprizi evler değil. Büyükada’ya geldiğimizden beri her gördüğümüzde heyecanladığımız şey kendi halinde dolaşan atlarla karşılaşmak; arabaya koşulmuş olanlar değil, bugünkü gibi özgür, sakin, kendi doğalarınca gezinenler.. Güzellikleri hiçbirşeyle kıyaslanabilecek gibi değil. Belki zaman içinde bu muhteşem yaratıkları ve onlarla karşılaşmanın hislerini anlatacak kelimelerimiz oluşur da size aktarabiliriz.
Biraz daha yürüyünce farkettik ki ormanda otlayanlar sadece atlar değil; inekler de var. Biraz ilerleyince bir delikanlı gördük ve ne zamandır aklımızda olan şeyi yeri gelmişken soruverdik: taze süt, yoğurt ve yumurtayı nereden buluruz acaba? Delikanlı bizi yakındaki evlerine götürdü ve yengesiyle tanıştırdı. Serbest dolaşan, sağlıklı tavukların yumurtasından 10 tane, biraz önce gördüğümüz ineklerin sabah sağılmış sütlerinden 3 kilo ve bir kavanozda da mayalamak için yoğurt aldık. İstanbul’a taşınıp paket yoğurt, pastörize süt ve yalancı yumurtalara mahkum olacağız diye endişelenirken sütçü teyzeyle sevindik, neşelendik.
Keyfimiz yerine gelince karnımızın sesini duyduk; çarşıdaki fırından alınma çavdar ekmeğine yaptığımız sandviçleri bir çırpıda mideye indirdik. Cimbim sandviç yemedi tabii, evden çıkmadan önce ciğer sulu ekmek lapasıyla karnı tok, sırtı pek.
Bizim günümüz bakmaya doyulmayan manzaralar eşliğinde işte böyle başladı. Eve dönünce de hemen bir yazı yazmaya koyulduk. Birazdan işlerimize başlayacağız. Şu anda hava ılık, renkler parlak, kuşlar mutlu pikeler yaparak uçuyor.. Sizin de gününüz güzel geçsin, mutlu tesadüfleriniz bol olsun.

11 Responses to “Büyükada’da Atlar, İnekler ve Taze Süt”

  1. aslı Says:

    hahahahha!!! herşey çok güzel gözüküyor :)) sen de sandviçini yerken pek şekersin.. bu gün hayatgümüşlükte de süprizlerle başladı :)) ama şimdiden özlendiniz ..sevgiler..bol güneşli günler..

  2. Münevver Says:

    Yoğurt mayanızı Bodrum’dan gelirken getirmediyseniz, yıllardır mayaladığım yağurttan (Fabrikasyon yoğurt ve Uht,pastorize süt değmemiş) mayalık verebilirim size. Bostancı İskele’den ulaştırırım. İsterseniz kefir taneciği de.

    Yeni evinizde mululuklar dilerim.

  3. gunes Says:

    orası belli ki çok misss güzel, çiçekleriniz de burada açmaya devam etmekteler…

  4. aerial Says:

    Münevver Hanım, bu teklifinizden ben de yararlanabilir miyim acaba? Yoğurt için maya arıyordum tam da :)

  5. isin ceylan Says:

    her ne kadar sizi tanımıyorsamda bu sanal dünyalar çok acaip benim için sanki sizi kırk yıldır tanıyormuşum gibi hissediyorum bana göre genç çok sevimli çok güzel insanlar olduğunuza inanıyorum ne zevkli yaşıyor ne güzel çalışıyor ve ne cesaretlisiniz ne ara gümüşlükten adaya geliverdiniz anlamadım ama sevindim daha yakın belki bi gün adaya gelirim ve tanışırız sevgiler…

  6. Münevver Says:

    Memnuniyetle Aerial.

    Anadolu yakasında oturuyorsanız, kolay olur. Haberleşelim.

    munevsen(at)yahoo(nokta)com(nokta)tr

    Sinek Sekiz, hoşgörünüze sığınarak yazdım.

    Sevgiler.

  7. sineksekiz Says:

    Yoğurt aldığımız teyze mayasından da bize bir küçük kavanozda vermişti. Yine de nazik öneriniz için çok teşekkür ederiz. Belki bir dahaki yoğurdu sizin mayanızla deneriz. Bostancı iskelesine haftada bir gidiyoruz zira..

    Ayrıca hoşgörü ne demek, pek tabii! İhtiyacı olana bizim blog vesilesiyle ulaşması mutluluk verici :)

  8. sineksekiz Says:

    Buyukada’ya gelir de bir cayimizi icmek icin ugrarsaniz cok seviniriz Isin. Onerimiz bizi neredeyse 2 senedir takip eden, yorum yazan herkese acik bu arada.. Gelirseniz cekinmeden ugrayin, tanismaktan cok buyuk mutluluk duyariz.
    Havalarin korkutucu sogugu bir gecsin, belki bir bulusma, potlac yapariz beraber!

  9. özgen Says:

    Oh Oh, geri geldiniz, beni pek sevindirdiniz…o kadar özlemişim ki sizi! hayatımız tatlı-üretken-keyifli geçsin! çok seviyorum siziiii!

  10. damla Says:

    şahane!
    atlar ne sakin ve cool geziniyorlar. ada havasi yaramis

  11. Duygu Says:

    Arabacıların bazıları atlarını ormana bırakırlar adada. Yazın başında yeni at almak bütün kış ahır kiralayıp yem almaktan daha ucuza geliyor sanırım.
    Her haftasonu ormanda, sokaklarda gezerken atları görüp özgürlüklerine bi yandan seviniyorum, heyecanlanıyorum, bi yandan çoğunun kaburgaları sayılıyor üzülüyorum. Mutlular mıdır mutsuzlar mıdır…

    Bu arada bu blogunuzla karşılaşmam beni çok şaşırttı. Bi kaç ay önce Banuyla Yıldıray ın Banusu Banu Abla sizden bahsetti arkadaşlarımız Büyükada’ya taşındı gümüşlükten diye.. o sizmişssiniz :) Mandıra dan süt aldığınızdan falan bahsetmişti.

    Dün de Robinson Crusoe kitapçısında kitabınızı inceledim.

    Şimdi de blogunuzdayım ve pazar günü adada gezerken keşke benim de foto makinem yanımda olsaydı da atları inekleri çekseydim dediğim karelere bakıyorum :)

    Tesadüfler tesadüfler :)

    Selamlar Adayaa…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: