Düğün Davetiyeleri

Haziran 7, 2010

Evet, sürprizli haberlerimiz var!
Aylardır süren hazırlıklar yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye başladı. Mesela davetiyeler  bitti sayılır. Zarflar, kart kısmı, düğün detaylarının yazılı olduğu kağıtlar.. Hepsi tamam. Sinek Sekiz’de düğün var! Davetiyelerimiz, tahmin edebileceğiniz gibi baştan sona bizim atölyede hazırlandı, elde tek tek hazırlandı.

Reklamlar

İstanbul’a gitmemizin bir sebebi var aslında; Maçka Parkı’nda bir bostan yapmak. Nasılını ve nedenini hemen anlatmaya başlayalım..
Bir süre önce Can Altay bize Maçka Dimitrei Candemir Parkı’nda gerçekleştirmeyi düşündüğü bir kentsel-kamusal sanat projesinden bahsetmişti. Proje, parkı bir kamusal ekoloji alanı olarak tanımlıyor ve üretken bir sosyal alan olarak kullanılabilirliğine dair öneri ve sorular üreten sanatçıları bir araya getiriyordu. Can bize uzun uzadıya projeyi anlattıktan sonra bu alanda bir kent bostanı yapmak ister misiniz diye sordu. Biz de sevinerek, heyecanla projeye dahil olduk. Projeyle ilgili bolca yazı, çizi ve konuşma aşamalarını geçirdikten sonra da bizzat yerini görmek için de kalktık İstanbul’a gittik Cuma günü.
Yukarıdaki fotoğraf işte o günden, Cuma öğleden sonra parkta, bize ayrılan bölümde, bostanı oluşturacak yükseltilmiş yatakların yerini belirlemeye çalışıyoruz.
Bostanı doğrudan çimle kaplı park toprağı üzerine yapmak yerine yerden 50 cm kadar yukarıda, yükseltilmiş yatakların içinde oluşturmaya karar vermiştik. Bunun bir sebebi sebzeleri biraz olsun park trafiğinden korumak ve bir yandan da sebzelerin içinde büyüyeceği toprak karışımını kendimiz oluşturmaktı. Eni 60 cm, boyu da 3 metre civarındaki bu sebze yataklarının çeperini oluşturacak ahşapları da kentsel atıklardan yapmaya karar verdik. Şehir içinde o kadar çok malzeme var ki sokaklara atılan, mesela bu yukarıdaki fotoğraf Galata civarında bir sokaktan, eski bir evin önünde duran, muhtemelen o evden çıkma eski masif parkeler. Yeni bir malzeme almak yerine olanları değerlendirmek, atıkları dönüştürmek özellikle şehirlerde hem gerekli hem de aslında çok kolay.

Atık demişken;  bir de kompost alanı yapacağız bostanla beraber. Parklarda kesilen çimler, kuru yapraklar, bilumum doğal malzeme plastik torbalara doldurulup çöpe gidiyor. Halbuki hepsi bir yerde biriktirilse şahane bir gübreye dönüşecek ve yeniden toprağa eklenebilir olucak. Yukarıdaki fotoğraf bizim bahçedeki 2. kompostumuzdan. İlk yaptığımız sırada çekmiştik, şimdi ağzına kadar dolu, alt katmanlar çoktan çürümeye başladı bile. Gördüğünüz gibi yapması, uygulaması gayet basit bir şey; içine biraz yeşillik, biraz kuruluk, biraz hava, biraz da su giriyor sonra da hepsi zengin bir toprağa dönüşüyor. Siz de bu toprağı alıp büyümekte olan bitkilere besin niyetine veriyorsunuz, çöp üretmek yerine doğanın döngüsünü anlayıp ona uyunca işler hep kolaylaşıyor.
Bostanda yetiştireceğimiz sebzelerin tohumlarını da özenle seçtik tabii. Bu konuyu ayrıca, daha detaylı bir şekilde bir sonraki yazıda yazalım en iyisi, şimdi geç oldu.. Takipte kalmaya devam..

Blogda Yenilik

Kasım 12, 2009

9Huhu, sessizce çalıp duran minik zilimizi farkettiniz mi? Bir e-posta listesi oluşturmaya karar verdik de, onu duyuruyor kendisi. Sağ kolondaki “sayfalar” başlığının altında duruyor, “bağlantılar”dan hemen sonra geliyor, gördünüz mü şimdi?  Lütfen mail listemize kaydolmakta tereddüt etmeyin. Posta kutunuzu meşgul etmeyiz, bilgilerinizi hainlerle paylaşmayız, şüpheniz olmasın. Yakında kitaplarımızı rafa çıkaracağız, tarihler kesinleşince web günlüğü takipçilerimize de duyurusunu yapmak isteriz, o bakımdan çalıyoruz zilinizi.
* Web günlüğümüzün güzelleşip işlevselleşmesi için emek veren sevgili arkadaşımız Barış Çetinkol’a müteşekkiriz.

392
391
390
389
388
387
GENETİĞİYLE OYNANMAMIŞ, YAŞADIĞI YERE EN İYİ UYUMU SAĞLAMIŞ VE BİR EKOSİSTEMİN PARÇASI OLAN  YEREL VE DOĞAL BİTKİLERİN TOHUMLARINI TOPLAYIN , SAKLAYIN VE EKİM ZAMANI GELDİĞİNDE YENİDEN TOPRAKLA BULUŞTURUN. GDO’LARA İNAT YEREL TOHUMLARINIZI SAHİPLENİN!

Yukarıdaki logoyu alıp kullanabilirsiniz; bloglarınıza ekleyip, facebook resmi yapmak serbest, ne kadar dolaşımda olursa o kadar iyi aslına bakarsanız.
Tohum pakedi için ihtiyacınız olan şablon ise sağ kolondaki “Alın-Kullanın-Yayın” albümünde. Oldukça kolay olan yapılışı ise şöyle:

Şablonu bastırın (A4 boyutundaki bir sayfaya iki adet şablon sığıyor)
En dıştaki çizgileri takip ederek kesin, noktalı kısımlardan katlayın ve alt kısmını zımbalayın. İçine şahane tohumlarınızı koyduktan sonra bitkinin adını ve kaynağını yazmayı unutmayın.

* burçe beril tuzcu’ya bize ilham verdiği için teşekkür etmek isteriz.

385
Cumartesileri Bodrum’dan sonra bu çevrenin en bereketlilerinden olan Turgutreis pazarının kurulur. Market alışverişinden kaçındığımızdan, kimyasal kullanmadan üretim yapan az sayıdaki çiftçinin ürünlerini, köylü teyzelerin topladığı mevsime özel otları ve bu yukarıdaki çintar mantarları gibi az rastlanan lezzetleri almak için bu pazara uğrarız her hafta. Pazar yolunu bisikletle katedip, etrafa baka baka, yağmur yağmışsa toprağın kokusunu içimize çeke çeke pedal çeviririz. Bir de giderken yanımızda kendi poşetlerimizi götürürüz ki poşet üretimimiz artmasın. Tezgahların çoğu bu durumu sevinerek karşılıyor hatta bazıları yıllık 1000 tl’lik poşet aldığını söyleyip herkesin kendi poşetini /çantasını getirirse üreticinin de bu masraftan kurtulacağını söyleyip bize teşekkür ediyor :)
384
Bisikletin arka tekerleğinin üzerine monte edilen bu heybeye de aldıklarımızı koyuyoruz, dönüşte taşıması çok pratik ve kolay oluyor. Peki bütün bu anlattıklarımızın başlıkla ne ilgisi var?
Şehirdeki yemek alışverişinin buradaki düzenden daha farklı olduğunu ve tüketilenlerin genellikle marketlerdeki paketli, plastikli, onlarca aşamadan geçerek raflara dizilmiş ürünler olduğunu biliyoruz. O yüzden bu yazıda şehirde yaşayanların doğal/organik ve taze besinlere nasıl ulaşabileceklerinden bahsedelim istedik.

Organik Pazarlar
İstanbul‘da 3 senedir kurulan, ekolojik ürünlerin satıldığı bir halk pazarı var. Bileni çok ama bahsetmemek de olmaz. Şişli’de yeri, Türkiye’nin her yerinden gelen çiftçiler, üreticiler, gönüllü gençlerle çok da şenlikli. Bu aydan itibaren pazarda naylon poşet yerine bez torba ve filelerin kullanılacağını da ekleyelim.  –buradan daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz-
Ankara‘da ise yaklaşık 2 senedir her pazar günü Ayrancı’da, organik ürünlerin/temizlik malzemelerinin ve daha başka birçok şeyin satıldığı bir pazar kuruluyor. Sıkı müdavimleri var.
Bursa‘da geçen seneden itibaren Nilüfer Belediye’sinin desteğiyşe bir organik pazar kuruluyor. Pazarın bu seneki yeri, Fatih Sultan Bulvarı’nda Akuğur’un yanındaki alan olucak.
Antalya da 2008’den beri her pazar organik pazarını açıyor. Cam Piramit’in bahçesinde kurulan pazarın arkasında Buğday Derneği ve Büyükşehir Belediyesi’nin desteği var. Kapsamlı bilgiler için buraya tıklayabilirsiniz.

Topluluk Destekli Bahçeler
Bu bahçeler üyelik sistemiyle çalışıyor. Üyelerin maddi katısıyla geniş bir arazide ekolojik yöntemlerle tarım yapılıyor ve hasat bölüşülüyor. Buna en güzel örnek Ankara‘daki Güneşköy Kooperatifi. 3 yıldır, yaklaşık 100 ailenin kapısına her hafta 8-10 kiloluk karışık sebze kutusu geliyor. Detaylı bilgiler için burayı tıklayabilirsiniz.

İnternet Alışverişi
Toprakana Türkiye’nin farklı yerlerinde doğal yöntemlerle üretilmiş ürünleri görüp sipariş verebileceğiniz, üreticilerle ilgili bilgiler de edinebileceğiz şahane bir web sitesi. Kastamonu’dan pekmez, Kars’tan kaşarpeyniri, Fethiye’den portakal reçeli… dahası için buraya bir göz atabilirsiniz.

246
Geçen hafta Ankara’da olduğumuz için gidememiştik ama dün yine Bodrum pazarında, Meyve Mirası’nın tezgahındaydık. Hafta içi Esin’le buluşup, paketlenen bulgur, zeytin gibi ürünlerin üzerine bilgilendirici etiketler hazırlamıştık. Perşembe gecesinden poşetlerin üzerine yapışacak, kavanozlara takılacak bütün etiketlerin tasarımını bitirdik, çıktıları aldık, düzgünce kestik ve Cuma sabahı erkenden pazara doğru yola çıktık.
248
Tezgahta kavanoza konmuş olan zeytinler için iki çeşit etiket yaptık: kapaklara takılanların üzerinde “Muğla yöresinin atadan kalma lezzetleri” ibaresi var. Kavanozun üzerine yapıştıralanlarda ise üreticin adı, köyü, ürettiğinin cinsi, miktarı ve fiyatı yazıyor.  Bu etiketleri bir öbek halinde satılan kekik, adaçayı, kantaron gibi bitkilere de taktık.
243
Şunu da söylemeden geçmeyelim: bu hafta tezgahtaki ürünlerin çeşitliliği göz dolduruyordu, en sağda kuru bakliyat, zeytinler, baharatlar vardı. Yerli mercimek, börek bakla, çitlembik, kara kekik, dağ nanesi, hacımıstan bulgur ve buğday, Milas zeytini (bastırma ve dilme olarak iki çeşit) ve adaçayı Hasanlar Köyü’nden Fatma Uzun’dan gelmeydi. Ayrıca şimdi nereden geldiğini hatırlayamadığım, bizim bahçede de iki ağacı olan kurşun eriklerinden de 1 kilo kadar vardı. Sebzelerden deniz börülcesi, bamya, kabak, kabak çiçeği ve beppe tomata da yanyana dizilmişti.
249
Beppe Tomata kulağa sanki İtalyanca’dan devşirmeymiş gibi geliyor halbuki halis muhlis yerli bebek domates için Bodrum ağzından çıkma kelimeler ikisi de. Sebzeler gibi dil de burada canlı, organik;yaşıyor, ağızdan ağıza, köyden köye değişiyor, farklı şekillere giriveriyor.
247
İşte bu da son fotoğraf, tezgahın genel görünüşü, üreticilerden Fatma Uzun’un kocası Cemal ve salkım saçak deniz börülcelerini düzeltirken kocaman gülümseyen Esin. Her cuma Bodrum pazarında B24 no’lu yerdeler, bu civardaysanız kaçırmayın, bu da son sözümüz.

221
Slow Food’un ilkelerini kendilerine düstur edinmiş gençler, toplumdaki yaratıcı ve dönüştürücü etkilerini de kullanarak gıda üzerindeki yerleşik düşünme-tüketme biçimlerinin daha temiz, sağlıklı ve adil biçimlere evrilmesi için çalışıyorlar, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi adı altında. Yarın İstanbul’daki Ekolojik pazarda olacaklar, hem pazarın 3.yılını kutlamak hem de Slow Food Gençlik Gıda Hareketi’nin ilk fanzinini dağıtmak için. Bütün yazılar ve içerik aktivist gençlere ait, biz de tasarım ve dizgi yaparak kendilerine destek verdik, imece usülü küçük bir dergi kotardık.
Eğer İstanbul’daysanız ve daha önce bu pazara uğramadıysanız yarın mutlaka gidin! Uzaktaki takipçiler ise buradan Slow Food Gençlik Gıda Hareketi’nin web sayfasına ulaşabilir.